Üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde ele alınan akademik girişimcilik (AG), bilim ve teknoloji politikalarının önemli bir bileşenidir. Akademik bilgi ve fikirlerin, ticarileştirilebilir ürün veya hizmetlere dönüştürülmesi, piyasada rekabeti artıran bir faktördür. Türkiye’de inovasyona dayalı girişimcilik 1980’lerde başlamış ve 1990’larda internet ve küresel mobil teknolojilerin hızlı yayılımı eşliğinde e-ticaret ve telekomünikasyon alanındaki girişimcilerin pazara girmeleri ile devam etmiştir. 2000’li yıllar boyunca bir yandan gelişmiş ülkelerle işbirliği artarken, bir yandan da devlet sanayiye olan desteğini artırmıştır. Gelişmiş ülkeleri örnek alan Türkiye, bilgi ekonomisine geçiş çabaları ile doğan fırsatı, tanınmış üniversitelerin bünyesinde girişim kuluçka merkezleri, teknoloji geliştirme bölgeleri (TGB) ve teknoloji transfer ofisleri (TTO) kurmak suretiyle akademik girişimciliği destekleyerek kullanmıştır. 2001 yılında yürürlüğe giren 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası, bu tür bir düzenlemenin yasal çerçevesini oluşturmuştur. Yasanın etkileri 2003 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. Tablo 1 ve 2, 2003-2015 yılları arasında kümülatif olarak Türkiye’deki TGB ve bu TGB’lerde AG’lerce kurulan işletme sayısını göstermektedir.

Ankara performansları en yüksek düzeyde olan ve en fazla sayıda AG’nin aktif olarak bulunduğu TGB’lere ev sahipliği yapmaktadır. Tablo 2’de 2015 yılı itibarıyla Ankara’daki beş üniversite konuşlu TGB’lere ilişkin bazı önemli göstergeler yer almaktadır.

AG’lerin kendi girişimlerini başlatmalarındaki motivasyon etkenlerini anlamak önemlidir çünkü ancak bu şekilde akademik dünyadaki teşvik sistemi ve bilgi üretiminin sürekli değişen doğası ile bağlantılar kurulabilir. Tüm bu hususlar, üniversitelerde görevli bilim insanlarının toplumdaki rollerini nasıl algıladıklarını, akademisyenlerin ticarileştirmeye dönük faaliyetlerinin meşrulaştırılması konusunu ve kamu organları ve üniversite yönetimlerinin uyguladıkları ilke ve stratejileri etkileme potansiyeline sahiptir. Ticarileştirme sürecinde AG’lerce karşılaşılan zorlukları anlamak da önem arz etmektedir çünkü ancak bu şekilde üniversite-sanayi bağlantılarını kurmaya, korumaya ve ulusal ekonomi ve inovasyon sistemi üzerindeki faydaları daha kısa zamanda ve daha verimli bir şekilde elde etmeye yönelik çözümler üretilebilir. Son olarak, AG’lerin ticarileştirme faaliyetlerinde daha başarılı hale getirilmesine dönük önlemlerin alınabilmesi için AG’lerin kendilerini ne kadar başarılı gördüklerini gösteren başarı kriterlerini anlamak da önem arz etmektedir.

ODTÜ-TEKPOL’de 2018 yılnda tamamlanan Yüksek Lisans tezinde oluşturulan altı öneri şunlardır:

• AG’ler parasal ve parasal olmayan değerlerin karışımından oluşan hibrit bir kişilik yapısına sahip olmakla beraber, parasal olmayan özellikleri daha ağır basmaktadır (Ö1),
• Toplumsal fayda yaratılmasının, girişimlerinin kâr elde etmesinden daha önemli olduğunu düşünmeleri nedeniyle AG’lerin amaçları, akademik olmayan girişimcilerden farklılık arz etmektedir (Ö2),
• AG’ler girişimcilik faaliyetlerine başladıktan sonra sağlam iş/endüstri ağları oluşturmada başarılıdırlar (Ö3),
• AG’lerin niş pazarlara sunulacak ürünler geliştirmeleri, ticarileştirme hedeflerine ulaşmalarını sağlamaktadır (Ö4),
• AG’lerin girişimcilik faaliyetleri akademik performanslarında bir düşüşe sebep olmaktadır (Ö5),
• AG’lerin ürünlere dönük yenilikçi fikirler oluşturmaları, birincil olarak akademik bilgi birikimlerine dayanmaktadır (Ö6).

Ankara’daki bazı üniversitelerin teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet göstermekte olan AG’ler arasından 23 kişi tarafından internet anketine verilen cevaplar ve 18 yüz yüze görüşmenin analizi sonucunda, akademisyenlerin kendi firmalarını kurma kararlarındaki motivasyon faktörleri arasından dört faktör ön plana çıkmıştır: a) akademik araştırma bulgularının ticarileştirilmesi (91,3%), b) bilimsel bilgi birikiminin ticarileştirme faaliyetlerinde kullanılması (78,3%), c) entelektüel merak, problem çözme yoluyla daha çok araştırma yapmak (65,2%), ve d) yeni becerilerin elde edilmesiyle kendini geliştirme (60,8%). Gerek anket sonuçlarının, gerek ise yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda, “AG’ler parasal ve parasal olmayan değerlerin karışımından oluşan hibrit bir kişilik yapısına sahip olmakla beraber, parasal olmayan özellikleri daha ağır basmaktadır” şeklindeki Öneri 1 (Ö1), elde edilen bulgularca desteklenmektedir. “Toplumsal fayda yaratılmasının, girişimlerinin sadece kâr elde etmesinden daha önemli olduğunu düşünmeleri nedeniyle AG’lerin amaçları, akademik olmayan girişimcilerden farklılık arz etmektedir” şeklindeki Öneri 2 (Ö2) ise elde edilen bulgularca desteklenmemektedir. AG’ler, toplumsal fayda yaratılması konusuna büyük önem vermekle beraber, kâr elde etme amacı ile toplumsal fayda yaratılmasını birbirlerini tamamlayan unsurlar olarak görmekte ve toplumsal fayda yaratılmasının, kâr elde etmeyi dışlamadığını, aksine içinde barındırdığını düşünmektedirler. AG’ler toplumsal faydayı parasal ödülden daha önemli olarak görmekle beraber, kâr güdüsü olmadan toplumsal fayda aramanın bir girişimcinin amacı olmaması gerektiğini ifade etmektedirler.

Girişimcilik faaliyetleri sırasında AG’lerin karşılaştıkları sorunlar incelendiğinde, yine dört önemli zorluk ön plana çıkmaktadır: a) ticarileştirme faaliyetinin başarıya ulaşması için gerekli olan fonlara (sermaye) erişim (78,2% kısa dönem fon, 69,6% kısa dönem fon), b) hantal devlet bürokrasisi (60,8%), c) finans, işletme ve pazarlama konularında tecrübesizlik (ben bir bilim insanıyım, iş insanı değilim) (47,8%), ve d) ticarileştirme hedeflerine ulaşamama (39,1%). Diğer yandan, akademik bilgi birikiminin girişimcilik faaliyetlerinde kullanılamaması olarak tanımlanabilecek zorluğun, katılımcı AG’ler için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AG’lere kendilerine dönük olarak algıladıkları başarı kriterlerinin neler olduğu, bir diğer ifadeyle başarılarını hangi kriterlerin etkilediği sorulmuştur. Ön plana çıkan ilk dört başarı kriteri şunlardır: a) akademik bilgi birikiminin girişimcilik faaliyetlerinde kullanılabilme kapasitesi (82,6%), b) Daha önce başka girişimlerce pazara sunulmamış olan yenilikçi ürünlerin pazara sunulabilmesi (73,9%), c) Üniversite konuşlu bir TGB bünyesinde faaliyet göstermekten kaynaklanan avantajlar, ve d) yeterli iş/sanayi işbirliği ağları geliştirebilmek (69,5%). Pazarlama faaliyetleri ise AG’lerin başarı kriterleri arasında en son sırada yer almıştır. “AG’ler girişimcilik faaliyetlerine başladıktan sonra sağlam iş/endüstri ağları oluşturmada başarılıdırlar” olarak oluşturulan Öneri 3 (Ö3) elde edilen bulgularca desteklenmektedir. “AG’lerin niş pazarlara sunulacak ürünler geliştirmeleri, ticarileştirme hedeflerine ulaşmalarını sağlamaktadır” şeklindeki Öneri 4 (Ö4) de elde edilen bulgularca desteklenmektedir. “AG’lerin girişimcilik faaliyetleri akademik performanslarında bir düşüşe sebep olmaktadır” şeklindeki Öneri 6 (Ö6), elde edilen bulgularca desteklenmemektedir. Son olarak, “AG’lerin ürünlere dönük yenilikçi fikirler oluşturmaları, birincil olarak akademik bilgi birikimlerine dayanmaktadır” şeklindeki Öneri 6 (Ö6) elde edilen bulgularca desteklenmemektedir. Anketin değerlendirilmesi sonucunda oluşan bulgular, AG’lerle yapılan yüz yüze görüşmelerle desteklenmiştir.

Çalışmanın bulgularından hareketle şu politika önerileri yapılabilir:

AG’lerin motivasyonlarını artırıcı politika önerileri:

• Sabbatical izine olanak tanınması
• BAP projelerinde daha yüksek kalitede çıktıya müsait proje takvimi
• Kağıt/evrak işinde azalma, daha hızlı bürokratik süreç
• “Yılın AG’si” gibi teşvik uygulamaları, üniversite bültenlerinde duyurular, takdir belgeleri ve plaket verilmesi
• Daha yüksek akademik puan, yükselme ve ünvan alma kriterlerinde kolaylıklar

Finansal konular ile ilgili politika önerileri:

• KOSGEB’den bir yerine iki yıllık destek
• TGB’lerde minimum üretim gereksinimlerini karşılayacak küçük ölçekli atölyelerin kurulması
• ODTÜ kampüsünde cihaz tamir/bakım tesisinin yeniden kurulması
• AG’lerin sahibi/ortağı olduğu girişimlerin detaylarını gösteren, herkesin erişimine açık TTO kontrolünde veritabanları
• KOSGEB ve TÜBİTAK tarafından AG şirketleri ve diğer şirketlerin proje bazlı işbirliği için eşleştirilmesi
• İş melekleri modalitesinin işler kılınması, iş insanlarınca ücretsiz danışmanlık ve rehberlik hizmetleri
• TGB’lerde ofis kiralarının düşürülmesi
• Seri üretim safhasına dönük çok düşük faizli kredi sistemi
• TÜBİTAK’ın proje hakemlerini seçerken daha seçici olması.

Hantal devlet bürokrasisi ile ilgili politika önerileri:

• Devletin inovasyon sürecinde yönetici olarak değil, düzenleyici olarak var olması, verimli işleyen düzenleyici kurumların kurulması
• Kilit ara teknolojilerde daha uygun karar süreci (hepsi mi geliştirilsin, bazıları üzerine mi yoğunlaşılsın?)
• Büyük devlet projelerinde işin hepsini bir büyük girişime vermek yerine, parçalara bölüp belli kısımlarını AG girişimlerine tesis etmek
• Somut adımları olan geniş kapsamlı bir teknoloji yol haritası çizilmesi
• Ar-Ge projeleri daha başlamadan üniversite-sanayi işbirliğini zorunlu kılmak
• Kağıt/evrak işinde azalma, daha hızlı bürokratik süreç

Karşılaşılan diğer zorluklara dönük politika önerileri:

• Daha fazla sayıda araştırma ve teknoloji alanlarını kapsayacak daha geniş kapsamlı bir Ar-Ge tanımının TGB mevzuatına dahil edilmesi
• Mâli konular başta olmak üzere, karşılaşılan zorluklar hakkında TTO çalıştay ve eğitim programları düzenlenmesi
• Her zaman iş ağındaki girişimler yerine, farklı teknoloji girişimleriyle çalışmak, dışarıdan direk alım yerine, açık ihale usulünü tercih etmek
• Ticarileştirmeye dönük proje fonlama programlarının artırılması, yenilerinin kurulması
• Belli sektörlerde faaliyet gösteren kurumların, devlet tarafından yenilikçi ürün/hizmetleri kullanmaları için zorlanması

Kaynak: Konaç, E.H. (2018), ACADEMIC ENTREPRENEURS: MOTIVATIONAL ASPECTS, CHALLENGES AND SUCCESS CRITERIA IN TECHNOLOGY DEVELOPMENT ZONES IN ANKARA, Orta Doğu Teknik Üniversitesi.