12-14 Eylül 2018 tarihlerinde Viyana’da düzenlenen Araştırma Altyapıları Uluslararası Konferansında (ICRI 2018) 50’den fazla ülkeden gelen katılımcılar araştırma altyapılarının ulusal ve küresel ölçekte etkilerini tartıştı. Science|Business, konferansta araştırma altyapılarının rolleri ve etkilerine ilişkin iyimser bir tablo çizildiğini belirtiyor. Bilim diplomasisinin küresel sorunların çözülmesi açısından önemine işaret edilerek bilim diplomasisinin önemli araçları arasında yer alan araştırma altyapılarının jeopolitik gerilimlerden beyin göçüne ve ekonomik büyümeye her türlü küresel soruna deva olabileceği belirtilmiş haberde.
Her derde deva olup olmadıkları bir yana, son yıllarda araştırma altyapılarının ekonomik kalkınma açısından önemi ve sosyal sorunların çözülmesindeki rollerine ilişkin farkındalığın gerek uluslararası gerekse ulusal ölçekte arttığı gözlemleniyor. Türkiye’de de önemli adımların atıldığı (6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun ve TÜBİTAK’ın 1004 – Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı gibi) bu konudaki tartışmalara yeni yayımlanmış üç çalışmayı özetlediğimiz bu yazıyla katkı vermeye çalıştık. İlk iki çalışma kamu bünyesindeki araştırma programları ve araştırma altyapılarının ekonomik etkilerini incelerken son çalışmada çok büyük ölçekli araştırma altyapılarına tedarikin firmalar için önemi araştırılmış.

Kamu Tarafından Üretilen Bilginin Dağılması ve Bilgi Yoğun Girişimcilik
1990’lı yıllarda literatüre kazandırılan Girişimcilik Bilgi Taşması Teorisi (knowledge spillover theory of entrepreneurship – KSTE) temel olarak bilginin üretildiği yerlerden (knowledge incubators) taşması (dağılması) ile girişimcilik fırsatları arasında olumlu bir ilişki olduğunu öne sürüyor. Girişimciler ve firmalar kendi bünyelerinde geliştirdikleri bilgilerin yanı sıra diğer firmalar ve üniversitelerde üretilen ancak bir şekilde ticarileştirilmeyen bilgileri de yeni ürün ve hizmetler geliştirmek için kullanıyorlar.

KSTE’nin fikir babalarından biri olan Audretsch’in Link ile birlikte yaptığı ve International Entrepreneurship and Management Journal’da yayımlanan çalışmada ise diğer firmalar ve üniversitelerdeki araştırma faaliyetlerinin yanı sıra kamu tarafından fonlanan araştırma programlarıyla (kamu araştırma laboratuvarları tarafından yürütülen çalışmalar dahil) yaratılan bilginin bilgi yoğun sektörlerdeki firmaların performansına olan etkisi incelenmiş. Çalışmada, Hırvatistan, Çekya, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Portekiz, İsveç ve İngiltere’de yerleşik, 2002 ve 2007 yılları arasında faaliyete geçmiş yaklaşık 4000 firmadan AEGIS projesi kapsamında yapılan anketlerle alınan bilgiler kullanılmış.

Çalışma sonuçları diğer firmalar ve üniversitelerde yapılan Ar-Ge çalışmalarının bilgi yoğun girişimlerin istihdam ve satışlarına olumlu bir etkisi olduğunu doğruluyor. Bunun yanında, ulusal araştırma programlarına katılımın yeni iş fırsatları yaratma konusunda bir bilgi kaynağı olarak görülüp görülmediği sorusuna verilen cevapları dikkate alarak kamu tarafından üretilen ve üretildikleri yerlerden taşarak ekonomiye dağılan bilginin de bilgi yoğun girişimlerin performansına olumlu bir etkisi olduğu gösteriliyor. Hatta çalışmanın sonuçlarına göre kamu tarafından yapılan Ar-Ge yatırımlarıyla elde edilen yeni bilgilerin üniversitelerde üretilenlere kıyasla daha uygulanabilir olması nedeniyle firmaların performansına daha fazla katkıda bulunduğu görülüyor.

Sanayileşmiş Ülkelerde Kamu Araştırma Enstitülerinin Ulusal Yenilik Sistemleri İçindeki Rolü: Fraunhofer, NIST, CSIRO, AIST ve ITRI Örnekleri
Intarakumnerd ve Goto tarafından yapılan ve Research Policy’de yayımlanan çalışmada, kamu araştırma enstitülerinin (PRIs) sanayinin teknolojik gelişimine katkı bağlamında ulusal yenilik sistemleri içindeki rolü ele alınıyor. Temel araştırma ile teknoloji/ürün geliştirme arasındaki boşluğu dolduran bu yapıların sanayileşmiş ülkelerde önemli misyonlar üstlendiği belirtilen çalışmada beş araştırma enstitüsü – Almanya’dan Fraunhofer-Gesellschft (FhG), ABD’den National Institute of Standards and Technology (NIST), Japonya’dan National Institute of Advanced Industrial Science and Technology (AIST), Avustralya’dan Commonwealth Scientific and Industrial Research Organisation (CSIRO) ve Tayvan’dan Industrial Technology Research Institute (ITRI) – incelenmiş.
2013-2016 arasında yapılan yarı-yapılandırılmış mülakatlar ile enstitülerin rapor ve faaliyetlerinden elde edilen verilerin kullanıldığı çalışmada bu yapıların başarılarını etkileyen bazı faktörler şöyle sıralanıyor:

Fonların belirli bir kısmının sanayi tarafından karşılanması: Yazarlar bu uygulamanın araştırma enstitülerinin sanayinin ihtiyaçlarına daha fazla yönelmesini sağlayacağını öne sürerek fonlama için 1/3 kuralını (fonların 1/3’ünün kurumsal finansmandan, 1/3’ünün rekabetçi fonlardan, 1/3’ünün sanayiden karşılanması) öneriyorlar. Ancak, özellikle riskli ve yüksek belirsizlik içeren araştırmaların yapılmasına yönelik kamu desteklerinin (özellikle sabit maliyetlere yönelik) gerekliliği de vurgulanıyor.
Dengeli bir istihdam politikası: Araştırma enstitülerinin misyonları ve hitap ettikleri sektörlerdeki teknolojinin değişim hızını dikkate alarak araştırmacı devridaimi konusunda dengeli bir politika belirlemeleri (kadro veya geçici sözleşmeler gibi) gerekiyor. Bir yandan yeni araştırmacıların istihdamı sağlanırken diğer yandan da çalışmaların devamlılığı ve kurumsal bilgi transferi için önemli araştırmacıların kadroda tutulması öneriliyor.
Enstitülerde yürütülecek araştırmaların belirlenmesi: Araştırma konularının belirlenmesinde, enstitünün misyonu da dikkate alınarak hem sanayiden hem de enstitü bünyesindeki araştırmacılardan gelen fikirlerin dikkate alınması gerekiyor.
Firmalar ve üniversiteler başta olmak üzere diğer aktörlerle yoğun, uzun vadeli ve yatay işbirlikleri kurulması: Çalışmada araştırma enstitülerinin sistemdeki diğer aktörlerle etkin işbirliğine yönelik olumlu ve açık bir tutum içinde olmaları ve etkin işbirlikleri için yetkinliklerini geliştirmeleri gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, ulusal sınırların ötesindeki aktörlerle birlikte çalışmanın gittikçe artan önemi de vurgulanıyor.
Araştırma enstitülerinin aracılık rolü: Teknolojik belirsizlik ve risk arttıkça enstitülerin aracılık rolünün önemi artıyor. Enstitülerin farklı coğrafyalardaki KOBİ’leri, üniversiteleri ve uzmanları içeren Ar-Ge konsorsiyumları ve üretimi yayma programları gibi mekanizmalarla firmaların kendi aralarındaki ve firmalar ile diğer aktörler arasındaki ilişkilerdeki aksaklıkların (network and systemic failures) giderilmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Sanayiyle işbirliği modelleri: Çalışmada firmalarla sözleşme bazlı çalışmanın lisanslamaya göre daha önemli olduğu belirtilerek araştırmacı, mühendis ve yönetici hareketliliğinin hem bilgi değişimi hem de sanayiyle uzun vadeli ve güvene dayanan ilişkiler kurulmasına yardımcı olduğu vurgulanıyor.
Coğrafi yakınlık: Yerel ve ulusal bilgi merkezleri (knowledge hub) olan araştırma enstitülerinin coğrafi dağılımında bölgesel sanayi yetkinliklerinin dikkate alınmasının gerekiyor. Yüz yüze etkileşimi artırmanın yanı sıra ortak personel kullanımı ve araştırmacı ve öğrenci hareketliliğini geliştirmek amacıyla araştırma enstitülerinin üniversitelere ve firma laboratuvarlarına yakın bölgelerde konuşlandırılması önem arz ediyor.
İnsan kaynaklarının geliştirilmesi: Sanayiye üniversitelere göre daha yakın bir konumda olan araştırma enstitülerinin, üniversitelerle de işbirliği yaparak, sanayideki (genç) araştırmacı ve mühendislerin eğitiminde aktif rol almaları öneriliyor.

Büyük Ölçekli Araştırma Altyapılarına Tedarikin Ekonomik Etkileri: CERN LHC Örneği

Ülkemizin asosye üyeleri arasına girmesiyle birlikte firmalarımız da Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinin (CERN) tedarikçileri arasına girmeye başladı. TOBB bünyesinde kurulan CERN Sanayi İrtibat Bürosu CERN ve Türk firmaları arasındaki bilgi akışı ve iletişimi sağlamayı ve böylece Türk firmalarının yıllık 550 milyon İsviçre Frangına ulaşan CERN’in mal ve hizmet alımlarından faydalanmasını amaçlıyor. Peki CERN gibi büyük ölçekli araştırma altyapılarına mal ve hizmet tedarik etmek neden önemli?
Paolo Castelnovo ve arkadaşlarının Research Policy’de yayımlanan çalışması bu soruyu cevaplamayı amaçlıyor. Çalışmada CERN bünyesinde 1995-2008 yılları arasında inşa edilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısına (LHC) kurulma aşamasından itibaren mal ve hizmet tedarik eden 350’den fazla firmanın 1991-2014 yılları arasındaki bilançoları incelenmiş. Çalışmanın bulguları CERN’in tedarik ağına dahil olmak ile firmaların Ar-Ge ve inovasyon kapasiteleri ve işgücü verimliliği arasında istatistiki olarak belirgin ve pozitif bir korelasyon olduğunu gösteriyor. CERN’le işbirliği firmaların performansını inovasyon (yeni ürün, hizmet ve teknolojilerin geliştirilmesi), öğrenme (know-how elde edilmesi, ürün ve hizmetlerin kalitelerinde artış) ve yeni pazarlar (kazanılan itibar sayesinde yeni müşteriler) kanallarıyla destekliyor. Ancak bu olumlu etki ağırlıklı olarak yüksek teknolojili ürün ve hizmet tedarik eden firmalar için geçerli. Bu kapsamın dışında kalan firmaların performanslarına istatistiki olarak belirgin bir etkisi yok, varsa bile zayıf.

Notlar
KSTE hakkında detay için Acs, Z. J., Audretsch, D. B., & Lehmann, E. E. (2013). The knowledge spillover theory of entrepreneurship. Small Business Economics, 41(4), 757–774. ve Acs, Z. J., Braunerhjelm, P., Audretsch, D. B., & Carlsson, B. (2009). The knowledge spillover theory of entrepreneurship. Small Business Economics, 32(1), 15–30 çalışmalarına bakılabilir.

Kaynaklar
Audretsch, D. B., & Link, A. N. (2018). Entrepreneurship and knowledge spillovers from the public sector. International Entrepreneurship and Management Journal. (Çalışmaya derginin web sayfasının yanı sıra https://bryan.uncg.edu/wp-content/uploads/2017/08/18-05-Entrepreneurship-and-Knowledge-Spillovers-from-the-Public-Sector.pdf adresinden de erişebilirsiniz.)
Castelnovo, P., Florio, M., Forte, S., Rossi, L., & Sirtori, E. (2018). The economic impact of technological procurement for large-scale research infrastructures: Evidence from the Large Hadron Collider at CERN. Research Policy. (http://cds.cern.ch/record/2632083/files/CERN-ACC-2018-0022.pdf adresinden de erişim sağlanabilir.)
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/turkiyeden-4-sirket-cernde-4-ihale-kazandi-40537947
Intarakumnerd, P., & Goto, A. (2018). Role of public research institutes in national innovation systems in industrialized countries: The cases of Fraunhofer, NIST, CSIRO, AIST, and ITRI. Research Policy, 47(7), 1309–1320. (https://www.rieti.go.jp/jp/publications/dp/16e041.pdf bağlantısından da erişilebilir.)
International Conference for Research Infrastructures 2018 – https://www.icri2018.at/
Science Business – https://sciencebusiness.net/news/are-research-infrastructures-answer-all-our-problems
TOBB – CERN Sanayi İrtibat Bürosu – http://www.tobb.org.tr/CERNSanayiIrtibatOfisi/Sayfalar/AnaSayfa.php
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Web Sayfası – http://www.taek.gov.tr/tr/sesame/1035-cern-deneyleri-ve-turkiye.html