10 yıl geçmiş üzerinden, tozlu bir klasörde karşıma çıktı; uzun mülakatlar, çevrimiçi anket hazırlıkları, taslak analizler, çizilen grafikler ve sonuç raporunun tam bir kopyası, uluslararası öğrenci dolaşımı hakkında [1]… 2008 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1992’de başlattığı “Büyük Öğrenci Projesi” kapsamında Türkiye’de öğrenim gören ve ülkelerine dönen bursiyerlerin peşinden birkaç ülke dolaşmış; hem kendilerine Türkiye’den selam götürmüş, hem de ülkemizde “yabancı” öğrenci olmanın ne anlama geldiğini ilk ağızdan dinleme şansı bulmuştum, projede çalışırken.

2017-18 öğretim yılında Türkiye’de yükseköğretimde kayıtlı yabancı öğrenci sayısı 125.138[2]; MEB’e sunulan raporda, -OECD’nin 2004 yılı eğitim istatistikleri verisi kullanılarak- bu sayı yaklaşık 15.000 olarak verilmiş. Fark dikkat çekici. 2008’den 2018’e yabancı öğrenci sayısı, üniversitelere kayıtlı toplam öğrenciden daha hızlı yükseliyor. Ancak, Ülkemizdeki yabancı öğrenci yüzdesi son 10 yılda %0,7’den %1,66’ya yükselmiş olsa da; %5,6 olan OECD[3] değerinin halen oldukça gerisinde. Türkiye yükseköğretiminin uluslararasılaşması konusunda son on beş yılı öneriler ile birlikte on beş dakikaya sığdırabilen güncel bir derleme için Özer (2017)[4] önerilir.

OECD’nin 2017 Tek Bakışta Eğitim raporuna göre, OECD ülkelerinde doktora seviyesinde öğrenim gören öğrencilerin %25’i sınırları aşan uluslararası öğrenci statüsünde, diğer bir deyişle üniversitelerde öğrenim gören her dört doktora öğrencisinden biri yabancı. Türkiye’de ise bu oran OECD ülkeleri ortalamasına göre oldukça düşük; % 8,44, her on iki doktora öğrencisinden biri yabancı. Türkiye’de 2017-18 öğretim yılında kayıtlı 95.100 doktora öğrencisinin, sadece 8.030’u yabancı uyruklu. Yüksek lisans düzeyinde ise 454.673 kayıtlı öğrencinin %4,21’ini oluşturan 19.127 yabancı uyruklu ile Türkiye, OECD ülkelerinin %10’ yaklaşan değerini yakalamaktan oldukça uzak. Lisans ve ön lisans düzeyinde ise OECD ortalaması %5 düzeyinde iken, Türkiye’de bulunan 97.981 yabancı öğrenci, toplam 7.010.598 öğrencinin sadece %1,4’ünü oluşturuyor. Türkiye’deki lisans-ön lisans yabancı öğrenci yüzdesi ancak sisteme 250.000 civarında yeni kayıt kazandırılırsa OECD ortalamalarını yakalayabilir; mevcut öğrencinin yaklaşık iki katı…
Lisans seviyesinde yetenekli yabancı öğrencileri yükseköğretimlerine kazandırmak için birçok ülke kıyasıya rekabet içinde. Bu rekabetin ekonomik karşılığı birçok ülke için azımsanamayacak düzeyde, örneğin ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre yabancı öğrencilerin ekonomiye katkısı yaklaşık 35 Milyar USD. 2017 yılında ABD’de bulunan 907.000 uluslararası öğrenciden, ABD ekonomisinin elde ettiği gelir öğrenci başına 38.000 USD’nin üzerinde. Türkiye eğer sınırları aşan öğrenci dolaşımında küresel oyuncu olmak istiyorsa lisans seviyesinde uluslararası rekabete katılabileceği gibi, öğrenci sayısı açısından karşılaştırıldığında kitlesel olmayan doktora seviyesinde eğitime de odaklanabilir. Doktora seviyesinde eğitim, Ar-Ge, inovasyon ve sosyo-ekonomik gelişime yapacağı katkı açısından lisans eğitiminden oldukça farklı olduğundan, akademik temel yeterliğini kazanmış yetenekli yabancı öğrencileri ülkemizde yükseköğretime özendirmek için alınacak bazı önlemler uzun vadede ülke ekonomisine katkı sağlar. Hatta -risk barındırsa da- lisansüstü çalışmalar kapsamında yenilikçi veya rekabetçi ürün geliştirme her daim muhtemel olduğu için, iyimser bir bakış açısı ile kısa vadede somut bir çıktılar bile beklenebilir.

Ne yazık ki veriler Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği yabancı öğrenci atılımında lisansüstü yükseköğretime yönelik artan bir talep göstermiyor. 2014-15 öğretim yılında yeni kayıt olan yabancı öğrenciler arasında lisansüstü düzeyin payı %25,09 iken, 2017-18 öğretim yılında yüksek lisans ve doktora öğrencilerin toplamdaki payı %20,18’e gerilemiş. Dört yıl öncesinde her dört yabancı öğrenciden biri lisansüstüne kayıt olurken, bugün kayıt olan beş yabancı öğrencinin sadece biri lisansüstü öğrenci.
Yükseköğretim için, bulunduğu ülke sınırlarını aşıp diğer bir ülkeye giden öğrencilerin en çok tercih ettikleri alanlar fen, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) dışında, işletme, yönetim ve hukuk. Lisans düzeyinde STEM ve sözü geçen üç alanın oranı toplam hareketliliğin 2/3’ü iken, doktora düzeyinde ise STEM alanlarını tercih eden öğrencilerin payı %59’a yükselmektedir. Türkiye’de öğrenim gören yabancı doktora öğrencilerinin bölümlere dağılımı incelendiğinde dünyadaki eğilimin dışında bir durum ile karşılaşılıyor. Türkiye’de doktora programlarına kayıtlı öğrencilerin %54’ünün tercihi STEM yerine sosyal alanlar. 2017-18 öğretim yılında 8030 öğrencinin kayıtlı olduğu bölümler incelendiğinde, en çok tercih edilen ilk on bölüm (öğrenci sayısı); İşletme (402), Temel İslam Bilimleri (324), Uluslararası İlişkiler (274), Bilgisayar Mühendisliği (233), İnşaat Mühendisliği (187), Makine Mühendisliği (184), Elektrik Elektronik Mühendisliği (165), İktisat (140), Tarih (124) ve İslam İktisadi Hukuku (122)’dur. Yükseköğretim sistemimizin küresel temsiliyetini güçlendirmek için, uluslararası eğilimleri takip etmek, beşeri ve sosyal alanlar yanında bilim-teknoloji-mühendislik-matematik alanlarında da başarılı öğrencilere Türkiye alternatifi sunabilmesi gerekiyor.
Türkiye’nin coğrafi, kültürel ve sosyal yakınlığımız olan ülkelerdeki başarılı öğrencileri yükseköğretim sistemimize kazandırmak için ayni-nakdi destek sağlaması çok doğal. Bu destekler Türk yükseköğretiminin kültürel çeşitliliğini, eğitim kalitesini ve küresel bilinirliğini artırarak sistemi daha güçlü yapar. Fakat dünyadaki örnekler uluslararası lisans öğrencileri tarafından ev sahibi ülkeye sağlanan en büyük katkının, üniversitelere ödenen harçlar ve/veya yerel ekonominin canlanması olduğunu gösteriyor. Katkı kısa vadeli, öğrenci üniversitede ve ülkede bulunduğu sürece mevcut. Mezuniyet sonrası, ülkesine döndüğünde veya üçüncü bir ülkeye gittiğinde, karşılıklı iş birliği sonlanıyor. Lisans düzeyinde uluslararası rekabetçi yükseköğretim modelinin sürdürülebilmesi için her yıl belirli sayıda öğrencinin burslu veya ücretli olarak sisteme dahil edilmesi zorunlu.

Uluslararası dolaşımda lisans eğitimde öne çıkan nicelik, lisansüstü eğitimde yerini niteliğe bıraktığından sayı en önemli etken olma özelliğini yitiriyor. Lisansüstü eğitim süresince bir ekibin araştırmanın veya projenin parçası olan öğrencinin tez çalışmaları sırasında üreteceği bilgi, bulunduğu üniversitenin araştırma iklim ve kültürünü besliyor. Mezuniyet sonrası başka bir ülke veya üniversiteye gitse dahi, birikim çalışmayı yaptığı üniversitedeki danışman ve ekip aracılığı ile üniversitenin havuzunda kalıyor.

Sonuç olarak, son yıllarda Türkiye’de eğitim gören yabancı öğrenci sayısında yaptığı atılım önemli olsa da, yükseköğretim sistemimizi bir üst lige çıkarmak için biraz daha zamana ihtiyaç var. Bu artışın önümüzdeki yıllarda sürdürülmesi önemli. Lisans düzeyindeki artışa paralel olarak ar-ge ve inovasyon çıktılarını doğrudan etkileyen lisansüstü fen-teknoloji-mühendislik alanlarında doktora programlarına da yoğunlaşılması Türkiye yükseköğretim sisteminin görünürlüğünü artırarak, yetişmiş-yetenekli beyinler için Türkiye’yi öncelikli seçenek haline getirecektir.

Bir yanda, ülkemizin nitelikli ön lisans veya lisans eğitimi ile akademik yetkinliğini geliştirerek, sonrasında ülke sınırları dışına çıkmayı planlayan, Türkiye’yi ara durak veya bir basamak olarak gören ULUSLARARASI YERLİ ÖĞRENCİLER; diğer yanda akademik yeterliğini kazanmış, donanımlı laboratuvarlarda doktora seviyesinde çalışmalarını yetkin ekiplerin bir parçası olarak sürdürmek isteyen, Türkiye hedefi olan ULUSAL YABANCI ÖĞRENCİLER.

Son beş yılda devlet ve vakıf üniversitelerinin hem yabancı öğrenci hem de yeni kayıt sayılarının dağılımı neredeyse sabit; %80 devlet, %20 vakıf. Belki de lisansüstü yabancı öğrenci kilidini açacak anahtar, vakıf üniversitelerini sistemde devlet ile birlikte sacayağı yapacak hibrit bir modelde gizli.

[1] Rapor, Mart 2009’da MEB – YEÖGM’ne “Hizmete Özel” olarak sunulmuş, yayınlanmamıştır.
[2] Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi – istatistik.yok.gov.tr
[3] OECD, Education at a Glance 2017
[4] Özer, M. (2017) “Türkiye’de yükseköğretimde uluslararasılaşmanın son on beş yılı” Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 7(2), 177- 184. http://higheredu-sci.beun.edu.tr/pdf/pdf_HIG_1749.pdf