Ben bir akademisyenim. İktisat okudum hem de Boğaziçi Üniversitesi’nde. Sonra çokuluslu bir yabancı denetim şirketinde çalıştım. Daha sonra iki yıl işletme yüksek lisansı yaptım ve orada fark ettim ki ben ders vermeyi çok seviyorum. Dedim, ben doktora yapayım. Bir süre de öyle geçti. Oku, yaz, oku yaz ve doktora bitti. Benim anabilim dalım ‘Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları’ idi. Türkçesi araştırma, geliştirme ve inovasyon. Daha da Türkçesi: bilgi nasıl bir olgu? Nasıl ortaya çıkar? Nasıl yayılır? Nasıl ticarileşir? Buluş nedir? Her buluş ürün müdür? Patent nedir, ne işe yarar? Teknoloji iyi bir şey midir? Toplumu yükseltir mi? İnsanları teknoloji bağımlısı yapar mı? Yeni teknolojiler bazılarına iş olanakları açarken bazılarını da işşiz bırakır mı? Firmalar nasıl yenilik yapar, niye yaparlar, yapmasalar da satın alsalar olur mu? Ya da firmalar rakipleri ile ortaklaşa yenilik yapar mı, bu rekabete ters değil midir? Üniversiteler ile firmalar nasıl ortaklaşa çalışır ya da niye çalışamıyorlar gibi bir sürü soru vardı bizim anabilim dalında.  Çalıştığım üniversitede ise tüm bunlara en yakın verebileceğim ders ‘Girişimcilik’ idi. Çünkü girişimci insan yenilik yapar, ticarileştireceği bir ürün veya hizmet geliştirir. Böylece ömrümde hiç firma kurma deneyimim olmamasına rağmen başladım bu dersi vermeye.

Sonra baktım kitaplar o kadar akademik ki… Gerçekten bir girişimcinin başından neler geçer, bunlarla nasıl başeder, kimlerden yardım alır, ya da alamaz, kime neyi, nasıl, ne zaman sorup öğreneceğini anlatmıyor kitaplar. Sonra Lean Startup’ı gördüm internetten. Hah dedim, sekiz tane yirmi dakikalık youtube videosu gibi derste Steve Blank bana girişimcilik için takip edilmesi gereken yolu adım adım öğretecek. Bir iki dönem bunu denedikten sonra ise baktım, bir türlü değer önerisi denen şeyi çözemiyoruz. Öğrenciler müşteri doğrulamasına gitmek istemiyorlar. Gidenler müşterilerle nasıl konuşacaklarını bilmiyorlar. Ellerinden tutup tek tek müşteri doğrulaması yaptırmam da mümkün değil. Gene olmadı.

O ara TÜBİTAK TEYDEB bir Girişimcilik Eğitim Programı çağrısına çıkmıştı ve girişimcilik eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğini pilot çalışmalarla araştırmayı amaçlıyordu. Ben de başvurdum. Başladık eğitimleri vermeye. Tam üç yıl sürdü ve sonunda öğrendiğim şu oldu: Girişimcilik nutuk verilir gibi anlatılan derste kesinlikte öğrenilmez! Öğrencinin süreci aktif olarak deneyimlemesi ve potansiyel müşterilerinin peşinde düşe kalka giderek bir sürü yanlış yaparken doğruyu adeta damıta damıta keşfetmesi gerek. Dersi veren ‘Hoca’ ise öğrenciye ‘şimdi ne öğrendin?’ diyerek onu öğrendiğine odaklamalı.

O programın ikinci kazanımı ise tanıştığımız genç girişimciler oldu. Tecrübe paylaşımı dersi kapsamında işyerlerinde ziyaret ettiğimiz genç girişimciler başlarından geçenleri anlattıklarında potansiyel girişimcilerimiz cesaretleniyorlardı. OSTİM’e hiç gitmemiş mühendislik öğrencileri, şık teknokentlerin havalı ofislerinden OSTİM’e taşınmış, günde 24 saat çalışan ve atölyede işçileri için yatakhanesi olan ihracatçı girişimcileri görünce mezun olduktan sonra ASELSAN, HAVELSAN, TAI gibi şirketler yerine kendileri de bir gün girişimci olabileceklerini söylemeye başladılar.

O program sırasında çok sayıda girişimci ve teknogirişimci ile tanıştım ve onlardan girişimciliğe dair kitaplarda yazmayan pek çok gerçeği öğrendim. Ama artık bu program yok. Öte yandan TÜBİTAK sayesinde başlatılan Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’ne girmek için üniversitelerde girişimcilik dersi veren öğretim elemanlarının minimum yardımcı doçent olması gerekiyor. Oysa ki, öğretim üyelerinin kaç tanesinin girişimcilik deneyimi vardır? Kaç tanesi girişimci tanıyor ve onlarla yakın çalışarak sorunlarını ve çözümlerini öğreniyor?

Sevgili YÖK Başkanım, bizlere internet üzerinden ulaşıyor ve akademisyenliğe getirdiğiniz yenilikleri elektronik olarak bizimle ilk elden paylaşıyorsunuz. Ben de şimdi aynı şeyi yapmak istiyorum. Girişimcilik dersleri veren bizler için girişimcilerle içiçe olmak bu dersin doğal bir ihtiyacı. Acaba girişimcilik dersi veren öğretim üyeleri bir yıl bir girişimde ücretsiz çalışabilir mi?Hukuki ya da başka sebeplerden ötürü bu zor olursa, belki haftada bir veya iki gün bir girişimde çalışmak söz konusu olabilir mi?

Uygun görürseniz ben pilot çalışma yapmaya gönüllüyüm.